kaybolmuş muyum? etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kaybolmuş muyum? etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Mart 2012 Pazartesi

cidden ciddi....

ciddi bir işmiş şu yaşamak... yıllardır devam ettiğim sohbetler, konferanslar, felsefi- derinlikli incelemeler, ailevi ve sosyal yaşantı, bireyselliğimin çırpınışı, tefsir, arkadaş toplantıları, öğrencilikten öğretmenliğe; bir nevi çocuk olmamaya geçiş, hayatın gerçekleri ya da gerçek olduğunu düşündüğüm her acı işte, bana bunu anlattı.. ben yeni anladım.. ciddi iş nefes almak, nefes alıp vermenin ciddiyetine varılması gereken bir yer şu yeryüzü....
o halde ciddi olmalıyım ben de...ahhh romantik acılarımla boğularak geçirdiğim yıllarım.. ve bunu çeken ebeveynlerim, ablalarım, yeğenlerim dahi... ne acı, ciddi olmalıyım bu kez ve siz benim kararlı ve ciddi duruşumun ne kadarına tanık olacaksınız bilemiyorum...
Allah ciddi.. merhametinde, azabında, vaatlerinde, ihtarlarında ciddi, cipciddi... evlilik ciddi, eş adayı olmak ciddi, istediğin gibi bir eş olmak ciddi, doğru kişiyi bulup bulmadığın konusunda kafa patlatmak zorunda olman ciddi, gerekli...öğretmenlik ciddi, karşında senin gözüne, ağzından çıkana bakan bir çok gence rol model olduğunu bilmek de ciddi...
adam olmak cipciddi iş vesselam... insan olmak, kul olmak, "bir şey" olmak ciddi iş... ciddilerin işi...
ve ben hiç bu kadar ciddi olmak istemiyorum, bu kadar sorumlu... olmak zoeundayım mı demiştim? evet, belki tam karşılığı " ciddi" değil, ama neyi anlatmaya çalıştıysam o olmak zorundayım...
hem nietzsche hem dücane okumak zorunda olarak aynı anda; öğrenciden çok evlat, evlattan çok teyze, teyzeden çok kardeş, kardeşten çok eş, eşten çok öğretmen, öğretmenden çok insan, insandan çok kul olmak lazım aynı zamanda; ne istediğimi bilmek, bulduğumun istediğim şey olup olmadığını irdelemek, daha iyisi olup olmama ihtimalini göz önünde bulundurmak, kafa bir milyon uyuyp kalkmak, ama en çok gece kalkmak lazım aynı zamanda; ve hem de beni hiç ilgilendirmeyen Şerif Mardin'i araştırmak, imam hatipte psikoloji dersi anlatmak, felsefe semineri hazırlamak, namazları düzgün kılmak, kendimi kendim için düzeltmek, bir hedef belirlemek, eğitim makalesi tercümesi yapmak, günlük plan hazırlamak, hayatıma dair ciddi bir karar vermek ve pişman olmamak, yapıp yapamayacağımı bilmek ve bunu insanlara inandırmak vs. vs. lazım.. bunların hepsini yapmam lazım şu ara... çok karışık oldu.. karışığım çünkü.. zaten ne zaman karışık olmadığımda yazdım ki?
ciddi diyorum işte! ciddi hepsi, cipciddi, cidden ciddi..ama ruhum, aklım, beynim bunları yapacak kadar ciddi değil henüz...
ne desek?
bu da geçer ya hu!

12 Temmuz 2011 Salı

her şeyin bir hayal olması hayaliyle.....

Alabildiğine yalan...gecesi, gökyüzü, ışığı, parıltısı, aşkı, rüzgarı alabildiğine yalan...hele kokusu...ya büyüsüne ne demeli,sürükleyişine, gözlerde uyandırdığı mutluluk kıvılcımına...kapılasım var yine de...aldatmacasına aldanısım var hayalin...rüya görmek ne iyi gelirdi şimdi, uyumak ve alabildiğine rüya görmek...gerçek olmasını beklemeden rüya görmek, gerçekleştirme beklentisi,umudu olmadan hayal kurmak, titrek bir mum ışığında, bir denizde mesela ya da semada, hani kaybolduğun neresi varsa orada olmak.... kocaman gerçek bir denizin ortasındaki hayali çakıl taşına oturmak...hayalde yaşamak istiyorum,... başarıyorum da, düşündükçe bunları ve beni buraya yazacak kadar zorladıkça hissiyatım, çevremdekilerin flulaştığını farkediyorum...deli gibi içinde olmak istediğim bir hayale bile odaklanamıyor, kalbim..beynim, bildiklerim, hafızam, deneyim ve yaşantılarım engelliyor gerçeklerle hayallerimi..yine de her şey bir hayal olsun istiyorum, şu yazılar, bu hissiyat, ben ve sevmediğim benliğim, hatta şu blog, yazıyı yazan ellerim, harfler..kurduğum hayal bile hayal olup gitsin...gerçekliğin olmadığı bir yerde, mesela bir ıssız sokakta, serin bir gündoğumunda hatta bu gerçekliklerin de olmadığı bir yerde buharlaşmak istiyorum..buharlaşmışlığımın da hayal olduğunu haykırarak.......

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...