vatan-iman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
vatan-iman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Şubat 2011 Cumartesi

'Mim'imsi =)



Blog dünyasının vazgeçilmezi 'mim' muhabbetine takılanlardanım, mübarek olsun :) İlk mimim olması hasebiyle duyduğum heyecanın yanı sıra, her bloga girdiğimde mutlaka okuduğum' Hayat Güzeldir' ve ' Meçhul Kelebek' bloglarının yazarları olan hem Ebr-i Nisan hem de Kelebeğin Katibesi tarafından mimlenmiş olmam ayrıca bir sevinç kaynağı oldu benim için. ikisine de ayrı ayrı teşekkürlerimi iletiyorum. Mimin konusu oldukça güzel, 'Osmanlı' ile ilgili bu mimin sahibi Kalemin Secdesine de teşekkürler. Zira mim sorularıyla, tarih bilgimin ne kadar az olduğunu hem de sevdiğimi düşündüğüm Osmanlı'yı bile çok iyi tanımadığımı farketmiş bulunmaktayım. Allah'ın izniyle tarih okumaları yapmayı planmama vesile oldu.. çok uzattım, başlıyorum :)




1. Kalbinizde ayrı bir yeri bulunan Osmanlı Sultan'ı hangisidir?




Ayrım yapmak benim için oldukça zor. Özellikle Yavuz Sultan Selim ve Fatih Sultan Mehmet'in bendeki yeri, fetihlerindeki mübarek kimselerin yardımları, Peygamber Efendimize derin muhabbetleri ve bu konudaki menkıbeleri, özellikle Fatih Sultan Mehmet'in zekası, azmi, tevazu ve teslimiyeti beni her zaman etkilemiştir.




2. Osmanlı Sultanlarını diğer kral ve idarecilerden ayıran en belirgin özellikler nelerdir?




Osmanlı Sultanları'nın en belirgin özellikleri hiçbir zaman tevazuyu elden bırakmamış olmaları bence. Evvela bir alimin, şeyhin himmetini, Peygamber Efendimizin şefaatine nail olabilmeyi bir imparatorluğun yöneticiliğinden üstün olduğunu kabul ederek oturmuşlardır tahta. Benlik davasında olmadıklarından Allah'a teslimiyet ve Peygamber'e sevgileri de bu nispette büyümüştür. Acziyetin bilinmesi beraberinde adaletli olmalarını getirmiş, hesap korkusuna hak yememeye dikkat etmişlerdir.




3. Osmanlı Devleti dendiğinde, aklınıza düşen ilk şey nedir?




600 yıl süren bir imparatorluk..bir çok milleti birbirine kırdırmadan, islam çatısı altında, kardeşçe tutmaya çalışmış ve başarmış olması... böylesi büyük coğrafyaya ve kalabalık nüfusa rağmen edebin, hayanın, eğitimin aşılanmaya çalışılması, sadaka taşları oluşturacak kadar ince düşüncelilik...kısaca ihtişam ve zerafet...




4. Osmanlı Devleti'ndeki bilim/din alimlerinden bir tane örnek vererek, hakkında üç özellik ya da bilgi veriniz.




En çok zorlandığım soru buydu açıkçası. Yine de diğer mimlenmişler gibi ilk aklıma gelen Akşamseddin Hazretleriydi. Fatih Sultan Mehmet gibi bir padişahın yetiştiricisi olması, bilim adamı kimliğinin olması ilk aklıma gelen özellikleri..Evliya Çelebi, ve Hezarfen Ahmet Çelebi'yi unutmamak gerekir diye düşünüyorum...




(şiiimdiiiiiiiiiiii, mim'in kuralı gereği son soruyu değiştirerek sen mimliyormuşsun. ama ben hem MK'nın hem de Ebr-i Nisan'ın son sorularını az çok yanıtlayıp, mimi cevaplamak isteyen herkese gönderiyorum:))




5.Osmanlı İmparatorluğu zamanında yaşamak ister miydiniz?(diye sormak istiyorum..bilgiye dayalı olmasın bu sefer..)O zamanı mı tercih ederdiniz,yoksa bugünü mü?peki neden?( Ebr-i Nisan)




Osmanlı döneminde yaşamak isterdim, tabiki.Ama bu dönemde yaşamam takdir edilmişse mutlaka bu dönem benim için daha hayırlıdır :)




5. hangi padişah annesi( valide sultan) olmak istersiniz? ve neden?(MK)




Eh tabi ki Fatih Sultan Mehmet'in annesi :) nedeni belli, peygamberin selamına ve müjdesine mazhar olmuş, gençliğini en güzel hasenatlarla geçirmiş....








Allah hepsinden razı olsun, mekanlarını cennet eylesin.. bu kadar bahsetmişken hepsinin ruhuna birer fatiha okuyalım inşallah....




Siz de isterseniz bu mimi cevaplayabilirsiniz. Son iki sorudan da dilediğinizi cevaplayın ama özellikle;


























hadi bakalım, kolay gelsin! :)








26 Aralık 2010 Pazar

Bir Kreş Programından Payeler...

Güzel bir gündü, bugün...Yoğun temizlik telaşıyla başlayan, şiirle, gözyaşıyla ıslanan, yorgunlukla yoğrulan ve yapılacakların ağırlığıyla ezilen ama çocuk sesiyle, imanlı yüreklerin eksik-yanlış ama samimi davranışlarıyla dirilen bir gündü..Kafamdaki plan tamamen farklıydı bugün için... Temizlik tamam da , hani bu kadar detayını beklemiyordum... Ya da yeğenciklerim ırmak ve yiğit'in gösterisinin bu kadar uzun süreceğini ya da saatin 8 olmasına rağmen ders çalışmaya hala başlayamamış olmayı hiç ama hiç beklemiyordum..Bugünüme es verdiğim tek yer 'Irmak'ın gösterisine, onu mutlu etmek, rolünün küçük de olsa önemli olduğunu, hatta rolünün değil sadece 'o'nun önemli olduğunu hissettirmek için gitmekti...


Ama beklemediğim şeylerden bir tanesi daha işledi...Biri çıktı, bana haykırdı 'Sen!' dedi... 'Sen, İstiklal Marşı'nın şairi, dürüstlüğün, doğruluğun, müslümanlığın, insanlığın, milliyetçiliğin timsali, mürteci(!) ve hatta kör, sağır(!) Akif'in torunusun..Sen, önemlisin..! Sen, müslüman olduğun için, insan olduğun için değerlisin...Mehteranla atıyor kalbin, Genç Osman'ı damarlarınla söylersin..Sen, Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın...Sen, toprağından şüheda fışkıran toğrağın evladısın..Sen, Peygambere aşıkların torunu, yurdu uğruna şehid olanların umudu, susuz dudaklara bir damla susun! dedi.... Ben Mehmet Akif Ersoy'u sever bilirdim kendimi.... Tanıyorum sanırdım..Seven, sözlerini nakşedermiş kalbine ama en önce Kur'an-ı Kerim'i hecelemekten,sadece mezara üflemektan haya eder de, ne diyor bana Rabbim, dermiş....


Sadece bir küçük çocuğun tebessüm umuduydu gitme sebebim, bildirildim, mütebessim edecek olan ben değilim...Bildirildim ki, gidişim kalbime şifa diyeymiş, Bulut'un temennisi gerçekleşmiş, bir adım yaklaşmak varmış nasipte Hakk'a...İnşallah.. Ne güzeldi, elhamdülilllah...Çok okumam lazım çok..Ama kitap okumakla olunmuyor da adam, canlı et lazım, kan lazım bu yola...






Âtiyi Karanlık Görerek Azmi Bırakmak...


Âtiyi karanlık görerek azmi bırakmak...


Alçak bir ölüm varsa, emînim, budur ancak.


Dünyâda inanmam, hani görsem de gözümle.


İmânı olan kimse gebermez bu ölümle:


Ey dipdiri meyyit, "İki el bir baş içindir."


Davransana... Eller de senin, baş da senindir!


His yok, hareket yok, acı yok... Leş mi kesildin?


Hayret veriyorsun bana... Sen böyle değildin.


Kurtulmaya azmin neye bilmem ki süreksiz?


Kendin mi senin, yoksa ümîdin mi yüreksiz?


Âtiyi karanlık görüvermekle apıştın?


Esbâbı elinden atarak ye'se yapıştın!


Karşında ziyâ yoksa, sağından, ya solundan


Tek bir ışık olsun buluver... Kalma yolundan.


Âlemde ziyâ kalmasa, halk etmelisin, halk!


Ey elleri böğründe yatan, şaşkın adam, kalk!


Herkes gibi dünyâda henüz hakk-i hayâtın


Varken, hani herkes gibi azminde sebâtın?


Ye's öyle bataktır ki; düşersen boğulursun.


Ümîde sarıl sımsıkı, seyret ne olursun!


Azmiyle, ümidiyle yaşar hep yaşayanlar;


Me'yûs olanın rûhunu, vicdânını bağlar


Lânetleme bir ukde-i hâtır ki: çözülmez...


En korkulu câni gibi ye'sin yüzü gülmez!


Mâdâm ki alçaklığı bir, ye's ile sirkin;


Mâdâm ki ondan daha mel'un daha çirkin


Bir seyyie yoktur sana; ey unsur- îman,


Nevmid olarak rahmet-i mev'ûd-u Hudâ'dan,


Hüsrâna rıza verme... Çalış... Azmi bırakma;


Kendin yanacaksan bile, evlâdını yakma!


Evler tünek olmuş, ötüyor bir sürü baykuş...


Sesler de: "Vatan tehlikedeymiş... Batıyormuş!"


Lâkin, hani, milyonları örten şu yığından,


Tek kol da yapışsam demiyor bir tarafından!


Sâhipsiz olan memleketin batması haktır;


Sen sâhip olursan bu vatan batmayacaktır.


Feryâdı bırak, kendine gel, çünkü zaman dar...


Uğraş ki: telâfi edecek bunca zarar var.


Feryâd ile kurtulması me'mûl ise haykır!


Yok, yok! Hele azmindeki zincirleri bir kır!


'İş bitti... Sebâtın sonu yoktur!' deme, yılma.


Ey millet-i merhûme, sakın ye'se kapılma.




MEHMET AKİF ERSOY

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...