28 Ekim 2010 Perşembe

kitaptan, kainata...maddeden, manaya...


kitap okuyorum...gecem,gündüzüme karışmış,ben kitaptayım,olaylar yanı başımda...öyle kitap okuyorum..kitap da beni okuyor bir yandan..sıvazlıyor şöyle bir,yaralarımı...nasıl bunalmışım..evden, okuldan, anadan babadan.. yine kitap okuyayım dedim...sığınayım..( bu arada yazarken farkettim, daha öncede aynısını yapmışım..yorulmuş, kalbim ruhum..sanki aradığı kitapmış gibi, gitmiş kitaba sığınmıştım.. bir de kızmıştım, kitaba sığınılır mı diye.) Allah bu ya, bırakır mı kulunu..'' OL diyip de oldurduğum! yoktan var ettiğim! senin aradığın kitap değil''dedi.. duymazlıktan geldim..madem kitap istiyorsun, al bakalım dedi... kitapta buldurdu kendini...satırları okurken, sadır genişlettirdi..sevdim okumayı.. biraz duyarsızca okudum başta...sonra 'derya' dedim..şükrettim..o kitap bitti, ben de bittim..ama olmadan, hamken bittim...sonra bir diğer kitaba geçtim...aynı şeyler..inatçı nefsim, Rahman ve Rahim Allah... sonra okumakla olmaz, bir de dinleyelim dedim..dün gittim, dinledim..''kitapları at bir yana, bana canlı et lazım'' dedi..evet aynen böyle dedi...''unut bildiklerini, okuduklarını, yavrum, senden ne haber, senden ne var gecene, gündüzüne kattığın'' dedi.. dondum ,kaldım..hamdolsun...sonra.. çıktım, yürüdüm...insanlar gördüm...hayatın bir yerinden tutunmaya çalışan..düşünen, öylesine yaşayan, soğuk kaldırıma oturmuş yüzüne bakmayacağın şeyleri 'al' bile demeden satmaya çalışan,kuyumcu dükkanlarında gözü dönen insanlar...gördüm, düşündüm, ağladım..saate baktım..hadi anne dedim, camiye gidelim..bir o kalmıştı tastamam edecek..yetişemedik..sonra yatsıya dedik..gittik..kıldık, kılındık..açıldı içim kat kat, bir gül sevdim gelirken, bulutların sesini duydum..dolu dolu bir nefes aldım..sevdik, sevildik, geldik inşallah...

26 Ekim 2010 Salı

ben ne yazayım şimdi..neyim var ki anlatayım...bunalıyorum...ruhumun içinde bulunduğu girdaptan, vicdanımın daimi uyarılarından, frontal lobumun hızla çalışmak zorunda kalmasından yorgunum..kendimden iğreniyorum...benim hayatıma dışarıdan bakan biri, benim kör, sağır ya da deli olduğuma kanaat getirir..niye..çünkü..görüyor bu gözler güzeli.. aaaa diyor..bu ne güzelmiş ne tatlıymış, ne kadar huzur vericiymiş..duyuyor..duyduklarıyla sükuna eriyor..uçuyor bir kaç gün öyle..kuşla, ağaçla konuşuyor..seviyor kendini,yaratıldığı için..yaratılışını düşündüğü için, şükretttiği ve 'o'nu bildiği için...sonra..pufffff...sönüveriyor her şey..ruhu bunalıyor..sonra parmağını banıp tadına baktığı tüm güzellikleri hiç yokmuş sayarak,pisliğe dalıyor..hani biliyor da bu pis..kokusundan durulmuyor,gözünü açmaya çekiniyor..biliyor işte bal gibi..bile bile gidiyor kötüye..noldu..güzeli seven tuğçe nerde, güzeli tepip pisliğe koşan tuğçe nerde...hangisiyim ben..her ne kadar iğreniyorum desem de, pat diye 'illa kötüye gisiyorsan her seferinde,kötünün önde gidenisin işte!' diyemiyorum..nolucam ben Allah'ım..sen ne büyüksün bana tahmmül ediyorsun..benden hala umudun var ki canımı almıyorsun..yardım et nolur..

21 Ekim 2010 Perşembe

makro plan, mikro plan...

yorgunum..eve dönerken, dolmuşta uyumamak için kendimi zor tutmuşum..yolda, mutlu olabilmek için gökyüzünü izlemişim,güneşin batışını,dolunayın belirişini..kızıl-gri bulutları..hayaller kurmuşum, eve gittiğimde yapacaklarım üzerine..üstelik öyle çok da istediğim bir şey değil yapacaklarım..şöyle bir eşofmanları çekip, sıcak bir kahve eşliğinde ders çalışmak...ama eve girdiğimde hiçbir şey bana ait değil gibiydi..ama haksızlıktı bu, yani ben bir plan kurmuştum..burası benim de evim..kendime ait en azından bir saatim olmalı, ben şimdi napıcam..ben bir öğrenciyim..ben de onların kızıyım, ilgiye ihtiyacım var..hadi bunları bir şekilde attım kafamdan, daha kötülerini düşünerek..şu düşünce yine yıktı beni..annem babam yaşlanıyor gitgide...şimdi ablamların yaşadığı sıkıntıları büyük ihtimalle ben de yaşayacağım ilerde..ben de sığınmak isteyeceğim annemin evine..ama benim onlara ihtiyaç duyduğum kadar onlar da ilgiye muhtaç olacaklar..çok üzüldüm...saçma belki ama hala üzülüyorum işte..tüm bunların, bu ve benzeri tüm düşüncelerle beraber, ne olursa olsun her şeyin güzel ve mutlu edecek bir yanı vardır dedim yüksek sesle, kendi kendime...

20 Ekim 2010 Çarşamba

artık zamanıdır...

hava soğuk..ama iliklerine işleyen, kaçmak istediğin bir soğuk değil..sevdiğin soğuk..soğuk olmasıyla güzel olan...öyle bir soğuk işte..ama sert bir rüzgarı var..ara sıra şöyle bir yokluyor ruhunu, içini döküyor estikçe, içini alıp yeriyor sere ve sonra göğe çıkarıyor, vuruyor yerden yere..için, açılıyor katman katman..soğuk ve rüzgar...hem de gece... lacivert gökyüzü..gri, haşmetli bulutlar ağır ağır dönüyorlar,küçük sis bulutları sırayla örtüyorlar ayı..kah şahlanıyor ay, her bulut çepeçevre sarıyor, açıyor önünü, açsın gönül gözlerini diye.. kah gizleniyor sırça köşküne, aşkın vav halini alıyor, örtünüyor, sığınıyor, saklanıyor... soğuk ve rüzgar teninde..gökyüzü, mavisi, grisi, ayı, yıldızı, bulutu gözünde...burnunda keskin bir is kokusu...sıcaklığı hatırlatan..çareyi, sığınışı kaçışı anımsatan..hani biraz dünyayı, yapaylığını..bir is kokusu taaa ciğerlerine dolan..kömürü, sobayı hatırlatan..soğuğu biraz daha artıran is kokusu...üşüyorsun..yanıyor genzin isten ve gözlerin yaşarıyor rüzgarın üflemesinden..kulakların bir melodinin esiri..ağaçlar her türlü coşkuda..nasıl da yürekten bir dalganış yapraktakiler...yaprakların sesi..birbirlerine dokunuşlarının sesi...çırpınışları..kimi zaman kıyamet sur'u olur kulaklarına, kimi zaman ninni...yanıyor için..üşüyorsun..başın dumanlı..ah.diyorsun..ahhh...ahhh...yanıyor için.. bir şiir söyle şimdi..bir şarkı..bir ezgi mırıldan..hadi için akıversin şu sokak lambalarının loşluğuna..uzanıver boş, soğuk yolun ortasına..akıversin boğazına birikenler...gözünden gelecekler, gelsin dile...tutma..katıl..ağaçların söylediklerine..eşlik et buluta, aya, gökyüzüne...rüzgarın elinden tut..soğuğun sana fısıldadığını de..direnme..boğulacaksın kalbindekilerin çokluğunda..aklın yitiverecek düşünceden..korkma..bırak..dinsin midenin bulantısı..sancıların...alt üst olmuş ruhun sıyrılsın karasından..kulak ver kainata.. ne diyorlar gece gece.. gece ne diyor, söyle..ne? fısıldadı mı kalbin...sıyrıldı mı onca kelimenin arasından..tozunu aldı mı yağmur..artık zamanıdır..hadi söyle...LA İLAHE İLLALLAH....

19 Ekim 2010 Salı

düşte ve gerçekte mutluluk...


bu mutluluğun resmi..ve herkes bunu böyle kabul etti..demek ki mutluluk bu demekti..peki ya ben neden mutluluğu böyle bilmedim..ya da insanlar neden daha lüks ve geniş evler almak, her çocuğa ayrı,her aktiviteye ayrı oda ayrılacak kadar evler,bir yerden biyere gitmekten çok 'waovww' dedirtecek arabalar almak için gece gündüz çalışıyorlar..ya da neden evlenirken hiç kimsenin mutluluk hayalleri böyle değil..madem buydu mutluluk neden bize öğretilmedi...karışığım yani..kimi gördüysem böyle bir tablonun realitesini yaşayan, hiç birinin yüzündeki ifade bu değildi..ama içim kabul ediyor.: bu mutluluğun resmi...ama hiç birimizin düşlerini süslemeyen,sanırım düşe sığmayacak kadar gerçek bir mutluluk...

17 Ekim 2010 Pazar

Seher Yeli..


ne kadar çok şey birikti yüreğime..yazmıyor olmak,alelade yaşamak gibi oldu sanki bana..''yazmak, hayatı yavaşlatan bir eylemdir.'' Yazan, hissetiklerini, yaşadıklarını, olaylar karşısında içindeki sesin ne dediğini, dilinin ne dediğini, çelişkilerini, med cezirlerini yazan, yaptığının sonucunu görendir. kendine dışarıdan bakabilendir..objektif bir bakış açısına sahip olmaktır..başkasıyla değil de kendinle ilgilenmektir...işte, bunlar kulağıma çalındığından beri, yazıp da görmek istiyorum gerçek yüzümü...o yüzden her yazımda mutlak bir burukluk, pişmanlık, hüsran oluyor.. şimdiki burukluğum 'güzel' olan cuma ve 'cumartesi' günümü anlatamamış, o güzelliğin içindeki yerimi farkedememiş olmam...
''yazamadım !:('' hissi, düşüncesi içimi kemirdikçe sürekli şu türkü geldi dilime:

Seher yeli nazlı yare bildir beni, bildir beni...
Düşmüşüm elden ayaktan.. kaldır beni ,kaldır beni..

Söyle güzeller şahına, yüz süreyim dergahına
Zehir olan kadehine, doldur beni, doldur beni..

Kul Ahmed'im gönül versem, dalından gülünü dersem,
Senden gayrı yar seversem, öldür beni ,öldür beni...
son mısranı söylemeye utanarak..

13 Ekim 2010 Çarşamba

İtiraflar, Pişmanlıklar ve Her Şeye Rağmen Umut...


insan ne çok öğreniyor, ne çok şey hissediyor, düşünüyor ve ne kadar çabuk değişiyor hisleri,düşünceleri..uzuuuun bir gün geçirdim.. dolayısıyla bunların hepsini yaşadım..hastaydım..yattım sürekli..uyudukça uyudum..uyumadığım zamanlarda felsefe ile ilgilendim;uykularım ve rüyalarım daha bir düzgün olsun diye :D okula bile gitmedim, öyle hastaydım yani..yalan..o kadar da değildim, sürekli uyumak,halimin hatrımın sorulması,annemin 'ne istersin gödem kraliçem,sana ne pişireyim?' demesi...çok hoş şeylerdi..onların yaptığı 'güzel'di ama benim bu incelikler karşısındaki tavrım 'güzel' değildi; yani insanlığa yaraşır değildi...ama tabiki bunu o zaman farketmedim..sonra yeni eşyalar geldi eve,üstüne de annem sevgili yeğenlerimden biri olan yusuf kereme yorgan için yün ditmek için elif teyze ve fatma teyzeyi çağırdı..hoooooop, iyileşmek için okula gitmeyen ben,sandalye taşıdım,adamlara istediğimiz rengin bu olmadığını anlatmaya çalıştım, teyzelere ve amcalara çay servisi yaptım, üzüm filan götürdüm ama çıldıracam..''huuu ben hastayım!!! ne oldu biraz önce haline üzüldüğünüz kızınıza,ayıp oluyor amaa aaaa'' filan diye bağırıyor gözlerim...gözleriyle çok şey anlatan ailenin bir ferdi olarak, ben de bu görevi hakkıyla ifa etmiştim ve mesaj iletilmişti..ama sonuçta üzülmüştü annem..ben bunun olmasını istemiştim..sonra üzüldüm çok..üstüne üstlük gerçekten hasta olan ve benden kat kat bakıma ihtiyacı olan biri geldi eve: Irmak.. Allah işte, benim üstümdeki battaniyeyi onun üstüne örttürdü..anlayım diye ama ne çareeee...velhasıl, tekrar öğrendim bulunduğun hale razı olmanın güzelliğini,küçük bir şeye razı olmanın bana mutluluk getirdiğini,bu evin çok büyük bir parçası olduğumu..değerli olmanın kanıtının pohpohlanmak değil de güvenilmek olduğunu..hamdolsun..anlamanın yetmediğini çok iyi biliyorum,çünkü çok şey duyuyor ve her duyduğumu anlıyorum..ama kanıt ister her şey,anladığımı kanıtlamalıyım kendime ki üzülmesin kimse...

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...