29 Kasım 2010 Pazartesi

umut, heves,kursak....


ağlıyorum..bütün gün kalbim ağladı zaten..ta sabahtan başlamıştım ağlamaya..nerde duracağımı,kimin yanında olacağımı şaşırarak ağladım..ev temizleyerek, toz alarak, ağladım...ağlayarak, rahatlamadım, temizlenemedim..kendimi tamamen suya verdim ağlayarak..okula giderken dolmuşta, ağladım..okulda sustum biraz..sonra dönüşte dolmuşta yine..çünkü sabah 'umutlanmıştım, hevesim kursağımda kaldı' demiştim. hiç umudum yokken..umutlanmıştım..umutlandırdılar çünkü..sonra..kocaman hevesim küçücük kursağımda kaldı..kaldı ve tüm gün gitmedi...belki adı heves olduğundandı..ağlıyordum..gökyüzüne, kuşlara,günün ölümüne,güneşin göçüne, ayın yolculuğuna bakarak..dalarak, titreyen yapraklara,üşüyen yaşlı teyzeye,sahte sevgilerle bir dolu mutluluk yaşayanlara, öğrencilere,benim gibi olanlara aslında hiç de benim gibi olmayanlara...içine katılarak, yolun, yolculuğun,araba zangırdamasının,yol uzunluğunun, koşturan insanın,sana bağlı olmayan zamanın ve mekanın...ağlıyordum...sonra..sonra bir araba gördüm..çok eski..araba olmaklığıyla güzel..sonra içinde iki kişi vardı...biri kız biri erkek..gülümsüyorlardı...kafalarını geriye yaslamış, gökyüzüne bakıyorlardı..yaşıyorlardı..umursamıyorlardı arabanın tüm caddeyi boğan gürültüsünü,önlerinde oturan kadının yaptığı dedikoduyu, şöforun sigara dumanlarını..diğer otomobillerdekilerin bakışları...mutluydular..yan yana olduklarından, sadece gökyüzüne bakıyor olduklarından..ya da gökyüzü onlara umut, güç,aşk veriyordu..kimbilir neler vardı gözbebeklerinde semadan yansıyan..ben de kaldırıp başımı baktım..yandı gözlerim,daha da ağladım..ama farkettim yaşamak güzel, hala yaşanabilir bir şeyler var..güzel şeyleri yaşayabilen ve yaşatabilen insanlar var..umutlandım..ben de bi gün mutlu olmanın doğru yolunu bulabilirim..bir gün ağlayarak gökyüzüne baktığımda,yanımda ağlayarak gökyüzüne bakan birinin, bir dostun ,arkadaşın, eşin ,annenin , babanın, kardeşin olacağını umut ediyorum...umut etmezsem,bir paçavraya dönecek kalbim, bedenim, ruhum. umut etmezsem,yok olacağım...

27 Kasım 2010 Cumartesi

bir nefes lazım bana, yeniden bir ruh üflenir gibi... çıkmalıyım bu gerçeklikten, sahtesi mutlu eder belki.derdim sadece mutlu olmak değil ki...varla yok gibi...bir varoluş hali...tükendi mi çarelerim, hani? araf mı yine, yapma hadi! kelime, his, yürek, akıl, duygu bitti...susma zamanı şimdi...

1 Kasım 2010 Pazartesi

Şiire Dair..İnsan Olmaklığa Dair..

şiir...kainata uyum...
gökle ahenk...
ruhu dillendirmek...
kanat takmak içinin yalnızlıklarına...
duyarlılık; aşka, insana, varlığa...
kardeşlik...en uzağındakiyle...
şiir...
bir his, bir perde...
gökyüzünü seyre dalmak öylece...
deniz kenarı, yakamoz ve gece...
yosun kokusu,güneş kızıllığı hani..
beklenmeden gelen sevgili...
vefalı, anlayışlı, en kadim dosttur yani...
yanık bir ney sesi sanki...
saf,gül kokulu cennet yeşili...
şimdi zamanıdır, durma, hadi!

28 Ekim 2010 Perşembe

kitaptan, kainata...maddeden, manaya...


kitap okuyorum...gecem,gündüzüme karışmış,ben kitaptayım,olaylar yanı başımda...öyle kitap okuyorum..kitap da beni okuyor bir yandan..sıvazlıyor şöyle bir,yaralarımı...nasıl bunalmışım..evden, okuldan, anadan babadan.. yine kitap okuyayım dedim...sığınayım..( bu arada yazarken farkettim, daha öncede aynısını yapmışım..yorulmuş, kalbim ruhum..sanki aradığı kitapmış gibi, gitmiş kitaba sığınmıştım.. bir de kızmıştım, kitaba sığınılır mı diye.) Allah bu ya, bırakır mı kulunu..'' OL diyip de oldurduğum! yoktan var ettiğim! senin aradığın kitap değil''dedi.. duymazlıktan geldim..madem kitap istiyorsun, al bakalım dedi... kitapta buldurdu kendini...satırları okurken, sadır genişlettirdi..sevdim okumayı.. biraz duyarsızca okudum başta...sonra 'derya' dedim..şükrettim..o kitap bitti, ben de bittim..ama olmadan, hamken bittim...sonra bir diğer kitaba geçtim...aynı şeyler..inatçı nefsim, Rahman ve Rahim Allah... sonra okumakla olmaz, bir de dinleyelim dedim..dün gittim, dinledim..''kitapları at bir yana, bana canlı et lazım'' dedi..evet aynen böyle dedi...''unut bildiklerini, okuduklarını, yavrum, senden ne haber, senden ne var gecene, gündüzüne kattığın'' dedi.. dondum ,kaldım..hamdolsun...sonra.. çıktım, yürüdüm...insanlar gördüm...hayatın bir yerinden tutunmaya çalışan..düşünen, öylesine yaşayan, soğuk kaldırıma oturmuş yüzüne bakmayacağın şeyleri 'al' bile demeden satmaya çalışan,kuyumcu dükkanlarında gözü dönen insanlar...gördüm, düşündüm, ağladım..saate baktım..hadi anne dedim, camiye gidelim..bir o kalmıştı tastamam edecek..yetişemedik..sonra yatsıya dedik..gittik..kıldık, kılındık..açıldı içim kat kat, bir gül sevdim gelirken, bulutların sesini duydum..dolu dolu bir nefes aldım..sevdik, sevildik, geldik inşallah...

26 Ekim 2010 Salı

ben ne yazayım şimdi..neyim var ki anlatayım...bunalıyorum...ruhumun içinde bulunduğu girdaptan, vicdanımın daimi uyarılarından, frontal lobumun hızla çalışmak zorunda kalmasından yorgunum..kendimden iğreniyorum...benim hayatıma dışarıdan bakan biri, benim kör, sağır ya da deli olduğuma kanaat getirir..niye..çünkü..görüyor bu gözler güzeli.. aaaa diyor..bu ne güzelmiş ne tatlıymış, ne kadar huzur vericiymiş..duyuyor..duyduklarıyla sükuna eriyor..uçuyor bir kaç gün öyle..kuşla, ağaçla konuşuyor..seviyor kendini,yaratıldığı için..yaratılışını düşündüğü için, şükretttiği ve 'o'nu bildiği için...sonra..pufffff...sönüveriyor her şey..ruhu bunalıyor..sonra parmağını banıp tadına baktığı tüm güzellikleri hiç yokmuş sayarak,pisliğe dalıyor..hani biliyor da bu pis..kokusundan durulmuyor,gözünü açmaya çekiniyor..biliyor işte bal gibi..bile bile gidiyor kötüye..noldu..güzeli seven tuğçe nerde, güzeli tepip pisliğe koşan tuğçe nerde...hangisiyim ben..her ne kadar iğreniyorum desem de, pat diye 'illa kötüye gisiyorsan her seferinde,kötünün önde gidenisin işte!' diyemiyorum..nolucam ben Allah'ım..sen ne büyüksün bana tahmmül ediyorsun..benden hala umudun var ki canımı almıyorsun..yardım et nolur..

21 Ekim 2010 Perşembe

makro plan, mikro plan...

yorgunum..eve dönerken, dolmuşta uyumamak için kendimi zor tutmuşum..yolda, mutlu olabilmek için gökyüzünü izlemişim,güneşin batışını,dolunayın belirişini..kızıl-gri bulutları..hayaller kurmuşum, eve gittiğimde yapacaklarım üzerine..üstelik öyle çok da istediğim bir şey değil yapacaklarım..şöyle bir eşofmanları çekip, sıcak bir kahve eşliğinde ders çalışmak...ama eve girdiğimde hiçbir şey bana ait değil gibiydi..ama haksızlıktı bu, yani ben bir plan kurmuştum..burası benim de evim..kendime ait en azından bir saatim olmalı, ben şimdi napıcam..ben bir öğrenciyim..ben de onların kızıyım, ilgiye ihtiyacım var..hadi bunları bir şekilde attım kafamdan, daha kötülerini düşünerek..şu düşünce yine yıktı beni..annem babam yaşlanıyor gitgide...şimdi ablamların yaşadığı sıkıntıları büyük ihtimalle ben de yaşayacağım ilerde..ben de sığınmak isteyeceğim annemin evine..ama benim onlara ihtiyaç duyduğum kadar onlar da ilgiye muhtaç olacaklar..çok üzüldüm...saçma belki ama hala üzülüyorum işte..tüm bunların, bu ve benzeri tüm düşüncelerle beraber, ne olursa olsun her şeyin güzel ve mutlu edecek bir yanı vardır dedim yüksek sesle, kendi kendime...

20 Ekim 2010 Çarşamba

artık zamanıdır...

hava soğuk..ama iliklerine işleyen, kaçmak istediğin bir soğuk değil..sevdiğin soğuk..soğuk olmasıyla güzel olan...öyle bir soğuk işte..ama sert bir rüzgarı var..ara sıra şöyle bir yokluyor ruhunu, içini döküyor estikçe, içini alıp yeriyor sere ve sonra göğe çıkarıyor, vuruyor yerden yere..için, açılıyor katman katman..soğuk ve rüzgar...hem de gece... lacivert gökyüzü..gri, haşmetli bulutlar ağır ağır dönüyorlar,küçük sis bulutları sırayla örtüyorlar ayı..kah şahlanıyor ay, her bulut çepeçevre sarıyor, açıyor önünü, açsın gönül gözlerini diye.. kah gizleniyor sırça köşküne, aşkın vav halini alıyor, örtünüyor, sığınıyor, saklanıyor... soğuk ve rüzgar teninde..gökyüzü, mavisi, grisi, ayı, yıldızı, bulutu gözünde...burnunda keskin bir is kokusu...sıcaklığı hatırlatan..çareyi, sığınışı kaçışı anımsatan..hani biraz dünyayı, yapaylığını..bir is kokusu taaa ciğerlerine dolan..kömürü, sobayı hatırlatan..soğuğu biraz daha artıran is kokusu...üşüyorsun..yanıyor genzin isten ve gözlerin yaşarıyor rüzgarın üflemesinden..kulakların bir melodinin esiri..ağaçlar her türlü coşkuda..nasıl da yürekten bir dalganış yapraktakiler...yaprakların sesi..birbirlerine dokunuşlarının sesi...çırpınışları..kimi zaman kıyamet sur'u olur kulaklarına, kimi zaman ninni...yanıyor için..üşüyorsun..başın dumanlı..ah.diyorsun..ahhh...ahhh...yanıyor için.. bir şiir söyle şimdi..bir şarkı..bir ezgi mırıldan..hadi için akıversin şu sokak lambalarının loşluğuna..uzanıver boş, soğuk yolun ortasına..akıversin boğazına birikenler...gözünden gelecekler, gelsin dile...tutma..katıl..ağaçların söylediklerine..eşlik et buluta, aya, gökyüzüne...rüzgarın elinden tut..soğuğun sana fısıldadığını de..direnme..boğulacaksın kalbindekilerin çokluğunda..aklın yitiverecek düşünceden..korkma..bırak..dinsin midenin bulantısı..sancıların...alt üst olmuş ruhun sıyrılsın karasından..kulak ver kainata.. ne diyorlar gece gece.. gece ne diyor, söyle..ne? fısıldadı mı kalbin...sıyrıldı mı onca kelimenin arasından..tozunu aldı mı yağmur..artık zamanıdır..hadi söyle...LA İLAHE İLLALLAH....

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...