
yüzünün yarısı gölgelenmiş, siyahlanmış....ruhunun ayakta olduğu belli; nefesin hala derin, oturuyorsun...özellikle mi böyle bir geceyi seçtin kahkaha kokulu ağıt için?...neyse, dert etme, severim ben böyle geceleri...sokak lambasının ışığına, küçük yıldızların pırıtısına gözünden çenene doğru inen ıslak yola sığınılan geceleri...belli ki sen de seviyorsun...kaldır başını, saçının siyahı daha bir yoruyor kalbimi, söyleyeceklerimi unutuyorum... sahi ne için gelmiştim ben buraya? bakma öyle, bencillik etmedim inan...sadece kaybolmaktı istediğim, bende kaybolayım istedim, sana geldim..bakmayacak mısın yüzüme? bakma zaten, hiç bakılası değil bu aralar; ama ben hasretim buğulu bir çift göze....çok konuşurum konuşulmayacak zamanlarda...hele bana bakıyorsan susmam hiç,kırılana kadar...sen anlat biraz da..niye çağırdı rüzgarın beni buraya?yürümek mi? iyi fikir...ama at şu kalabalıklarını, bulamıyorum seni...şimdi daha iyi..yürüyelim şimdi...adını bilene kadar, güneşi görene, ben yitinceye kadar..
-sahi adın neydi?
-tuğçe...
3 yorum:
oyle çok ozxledım kı bana sewgıyle yanlızca bakan susan bır çıft goz gormey..
selam ile...
tanıştığıma sevindim:)
birinin tuğçe'yle tanışmasından memnun olmasına ben de sevindim :)
Yorum Gönder