17 Kasım 2011 Perşembe

yazıp yazıp silmek ne kötü...yazdığımı gören olur da uğraşırsam düşüncesi, ne kötü...ne kötü, çoğu düşünceni açıkça söyleyememek...ve ne kötü her yazma girişimimi ketleyicinin mutlaka var olması...içimde kalan cümleler var;ne kötü! en kötüsü de yine de yazmış olmam....

7 yorum:

nghnca dedi ki...

yazarsın,silersin,yazarsın silersin,sen onlarca şey yazarsın,yanarsın kimse bişey okumaz,hayatına devam eder...yazarsın,zaten yazılmış olanı taa içine,yazar sağalırsın,ket vuranı,iyiliğini düşüneni de dinlemeden,kendinin farkına varırsın,kimse bu kadar karamsar olma deyince aydınlanmıyor,işte tüm bunlar için gizli saklı defterler var:)
seni çok seviyorum...çektiğin her acı Allah katında kurbiyetin olsun...

tuğçe dedi ki...

ben hiçbir şey bilmiyorum abla, gerçekten nedir ne oluyor ne olmalı bilmiyorum....bilmiyorum nasıl gider böyle, nereye kadar..

nghnca dedi ki...

bilmiyorum,anahtar kelime,her ÇİLENİN BİR SONU VAR,İNŞALLAH...

by_hiç dedi ki...

Rabbimin selamı ile...
Burası tam anlamıyla bir med-ceizr sayfası. İsmiyle Müsemma denilen bir yapısı var. Yaklaşık yarım saattir inceliyorum. Son zamanlardaki yazma aralığınıza baktığımda gel'in az, git'in çok olduğunu gördüm. Arada ruh detoksu yapıyorsunuz sanırım. Muhakkak yazdıklarınızın binlerce katı yazmadıklarınız vardır. Ama bilin ki iyi bir kaleminiz var. Ve belkide çatışmalarla dolu bir dünyanız...
Size geceye dair bir yazı yollayayım. Gece ki asıl med-cezir'in yaşandığı zamanlardır...
Dua ile hayırda kalın. Ama yazın siz.
Fiemanillah...

by_hiç dedi ki...

GECENİN İÇİNDEN GEÇERKEN
Hayret ki gece yazılır hep şarkılar ve hep gece yaşanır hayatlar. Bir gece vakti yazılan şarkılar, geceye yazılan şarkılardır aynı zamanda ve bir gece vakti yaşanan hayatlar sahibini yaralar sadece. Herkesin gece olabildiği tek şey, hiçbir hükmü olmayan hiç kimse olmaktır.

Hükümsüz insanlar geçer gecenin içinden, sabaha dek. Kimileri bir sokak lambasının fersiz ışığında arar kendilerini, kimileri solgun ve titrek bir mumun alevinde yitirir benliklerini. Kimileri için hayat henüz vardır, kimileri içinse sonsuz bir kaygıdır o. Bir bebek için boşluğa fırlatılan çığlıktır gece, bir ölü için mezardaki sığlıktır, iki hece. Bir yıldız sağanağının altında yaşansa da çoğu zaman, tek bir yıldızınız bile olmaz size kalan. Bin yıldız geçer de başınızın üzerinden, bir yıldızdır sevdalandığınız. Sevda olur yıldızın adı da yine sizsinizdir geceye kalan.

Bir rüyadır gece hiç olmadığı kadar gerçek. Hem geçmiş vardır içinde, hem de gelecek. An’dır, geçmişi ve geleceği bir çırpıda silecek...

Sancıdır gece, bilinmeyene gebe. Bıçaktır gece yüreğinizde, istemeseniz de.

Eski bir dostun eskimeyen sesinde saklı kalan hüzündür.Saklı kalan aslında, geceden hep gizlediğin yüzündür.

Savaştır gece, orduları olmayan. Yüzlerce ölü vardır içinizde ve bir o kadar öldüremediklerimizle... Kendi kavganızdır gece, kendi sevdanızdır da... Ya da ikisinin ortasında, yoğun bir bilmece.Kimi zaman yıldızdır dostunuz, kimi zaman ay, ama kırgınsınızdır hep güneşe.

Gül ile bülbülün hikâyesinde, gülün adı, bülbülün kanıdır gece. Gece, ilham olur aşka düşen bîçâre gence.

Leyl’dir gece, kelimelerin en karanlığıdır. Leylâ olur gece, sebebi mecnûnluğundandır.

Yusuf’un gözleridir gece, Züleyhâ’ya. Yusuf’un sözleridir gece, Züleyhâ’ya. Züleyhâ bir ince sızıdır ki, aynı gecelerde, yazgısı düşer ay yüzlü Yusuf’a.

Yazıdır gece, semaya yazılan, yazgıdır gece alna kazılan.

Bir sırdır gece kulağa fısıldanan, bir yârdır gece omzuna yaslanılan.

Kelebeğin kanadında naif doku, gülün bağrında yaralı koku, bülbülün sesinde hüzünlü buğudur gece.

Eylülün ortasında vurulan aşklar gibi, ağlatır gece. Garip bir sonbahar bestesi bırakır da ellerine, yanaklarından birkaç damla yaş kalır geriye.

ki dudağının arasında fısıltı, iki sevdanın arasında yanılgıdır gece.

Yâre yazılan nâme, yârdan gelen nağme ve ümitsiz bir baş eğmedir gece.

Bir sözdür gece ki telâffuzu yoktur. Bir közdür gece ki, yaktığı yer çoktur.

Duaya açılan ellerde yalvarıştır gece.

Bir kalemdir gece, yazdığı harf adedince, acı düşer suretine.

Bir kâğıttır gece, kalem üzerinden geçtiği sürece, yıldız olur gözlerinde.

Gece benim, ben geceyim. Gecenin içinden geçerken, içinden gece geçen yine benim...

tuğçe dedi ki...

yorumunuz bana çok iyi geldi, teşekkür ederim... Git'lerin çok olduğu dönemlerde ruh detoksu yapmaktn çok gerçeklerden kaçıyorum sanırım ya da yazacak kadar cesaretli hissetmiyorum kendimi... beni anlayan bir insanın olmaası beni çok mutlu etti.. geceye dair yazı da size ait sanırım, geceye dair yazsam ben de böyle yazardım galiba...umarım dediiğiniz ve dilediğiniz gibi yazmaya devam edebilirim...

by_hiç dedi ki...

Bismihi Subhanehu...
Öncelikle geceye dair olan yazı Beria Özkaya isimli Türkçe öğretmeni bir meslektaşıma ait. Bu yazıyı bana bir öğrencim yollamıştı. Üzerimde derin izler bırakan bir yazıdır. Ve okumaktan hiç sıkılmadığım... Her okuyuşta farklı farklı derinliklere beni alıp sürükleyen.
''git'lerin çok olduğu dönemlerde gerçeklerden kaçıyorum'' ifadenize derim ki; Gerçeklerden kaçmak gibi bir imkan yoktur. Sadece gerçeklere gözümüzü kapatmak vardır. Oysa en güzeli cesurca dimdik durmaktır olana bitene karşı. Ve her daim ''BİSMİLLAHİ TEVEKKELTÜ ALELLAH LA HAVLE VELA KUVVETE İLLA BİLLAH'' duasını dilden düşürmemek lazım. İçiniz mi daraldı... Buyrun İnşirah suresine... Bilin ki O varsa herşey var. Yeter ki O'nu kaybetmeyin. Bir söz okumuştum. Diyordu ki; '' Allah'tan derdime deva diledim. Dedi ki derdin devandır. Dert seni bana yaklaştırır deva uzaklaştırır''...
Yazılacak söz çok ama bende vakit kısıtlı. Sayfanızdan ve sizden uzaklaşmayın lütfen. Ve öncelikli derdiniz maneviyatınız olsun... Öteki tüm dertler ancak topraktır. Bizler gibi...
Fiemanillah... Dua ile...

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...