12 Ekim 2010 Salı
ne demeli? geçer inş..
sabah erken uyanmayı severim aslında..erken uyandım mı sanki gün benimdir...güneşten sonra yeni bir güne doğmak,kasvettir,baştan kaybetmektir sanki...her ne kadar böyle olsa da nadirdir erken uyandığım...bugün o nadir günlerden biriydi..sevdim,üşüyerek bir bardak çay içmeyi,soğukta otobüs beklemeyi,insanların 'soğukta' ve 'durakta' olma hallerini izlemeyi...otobüsteki parfüm ve sigara karışığı kokuyu bile...her öğrencinin kulağından gelen farklı müzikleri dinleyip düşünmeyi..onlrdan biri olduğum zamanları ve şimdimi...yorucu bir gündü..ve de verimsiz..tüm bu düşüncelerime rağmen..düşünmeme rağmen 'güzel' denecek bir gün değildi..çünkü güzel, aslına uygun olandı..bir şeyin ne ise o olmasıydı güzel...bu yüzden dersin dinlenmesi,yemeğin sadece açlığı gidermek için yenmesi gerekirdi..ama yapamadım..güzel olan hiçbir şey kalmadı elimde..düşünüp 'güzel' dediğim her şey insanın elinin değmediği şeylerdi..yaratıldığı gibi olan..ağaçtı, kuştu,bulutlardı, havanın soğuğuydu...bunlar güzeldi.. ben ise...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
2 yorum:
Şu güzel tarifi var ya,çok meşgul ediyor beni,bakışım değişti hayata,Allah razı olsun..Güzel bir günmüş belli...
gerçekten benim de..bir şeye güzel demeye korkar oldum ve kendi güzel anlayışımdan utanır...
Yorum Gönder